1882 New Mexico, Appaloosa kasabası. Kanunsuzluk ve karmaşanın hüküm sürdüğü kasabalara seyyah olarak giden iki arkadaş Virgil (Ed Harris) ve Everett (Viggo Mortensen), gittikleri yerlerde kanun adamı olarak görev yaparlar. Kasabadaki halk uzun süredir Randall isimli bir çiftlik sahibi tarafından zulüm görmektedir. Randall’ı (Jeremy İrons) asmak üzere mahkemeye çıkaran ikilinin plânları kasabaya gelen dul bir kadının varlığıyla değişir. Hikâye bu noktadan sonra dramatik olarak akmaya başlar...
İçinde nefes alınan gezegenin düzenine küfür eden film; madalyonun sol tarafındaki düzensizlikle madalyonun sağ tarafındaki düzenin birbirlerine kenetlenmesiyle oluşan sistemin, ne kadar zavallı olduğunu seyirciye gösteriyor. Artı sistemin karanlık ve kanayan kalbine haklı saldırılarını sürdürürken, “kanun benim” diyen yasaların sadece tek kişiden ibaret olduğunu dile getirmekle kalmıyor, otoritenin tekdüzeliğini de ortaya koyuyor aynı zamanda. Bol paralı bol eğlenceli bir hayat anlayışının pompalanmadığı Appaloosa’da ilkel dönemin sorunları çok ciddi bir biçimde beyazperdeye yaftalanıyor. Bu nedenle Appaloosa oyuncu- yönetmen Ed Harris’in Batı’ya dair nostaljik fakat sert görüşlerini içeren ideolojisinin daha açık görüşlü toplumlarda psikolojik karmaşaya yol açmasını dile getiriyor.
Filmin başındaki şerif ve iki yardımcısının öldürülme sahnesi hunharlığın eseriyken, kötü adam Randall’ın üç kanun adamını vururkenki soğukkanlılığı ve olay karşısındaki tepkisizliğiyse yönetmen Ed Harris’in kendi tercihidir. Belli ki, Ed Harris böyle davranarak farkını ortaya koymak istemiş. Bolca sahne tozu yuttuktan sonra, yönetmenliğin bir virüs gibi kanına girdiğini fark eden Ed Harris’in özgün bir Western filmine imza atmış olması şüphe götürmez bir gerçek.
Spaghetti Western’lerden (A Fistful of Dollars, Sabata, Hang Em High, The Good, the Bad and the Ugly) farklı bir platformda yer alan Appaloosa banka soygunlarından ziyade daha ciddi meselelere burnunu sokuyor: kanunlar. Yani ‘’kendi kanunu kendin belirle’’ hesabı…
Tüm bu anlatılanlara istinaden geçmişi bügüne taşıyarak günümüzün Western filmlerine ayak uyduramayan Appaloosa seyircilere retro havası solutan eskitilmiş bir kağıt gibi. Geçmişi bugüne taşıyan filmin asıl ilginç yanı “modernize” izler taşıması. Buna karşın görsel efektler kullanılmamış. Şayet görsel efektler kullanılsaydı filmin eskitilmiş görüntüsü bozulabilirdi. Eski yılların Western’lerinin yeniden gündeme gelmeleri dışında başka amaçlarla üzerinde biraz değişiklik yapılarak özgün bir biçimde beyazperdeye aktarılmalarının öncüsü olan Appoloosa iyi kotarılmış bir western.
Peki ya oyunculuk? Oyunculuklar gerçekten çok başarılı. A History Of Violence ve Eastern Promises filmlerinin gol yemeyen kalecisi gibi sertliğini her şekilde ortaya koyan Viggo Mortensen adeta şerif rolü için biçilmiş bir kaftan. Ed Harris için zaten söylenecek laf yok. Çünkü “görünen köy kılavuz istemez.”
Tespihi masaya yatırıp racona göre konuşmak gerekirse; Appaloosa başından sonuna kadar bir şeyler anlatmaya çalışan, diğer yanıyla çeşitli mesajlar vererek günümüzün kanunlarını da tartışmaya açan has bir Western. Bu tarzdan hoşlananlara kesinlikle tavsiye edilir!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder